8 Ekim 2014 Çarşamba

ÖYLE KARIŞIK HALLER

İyi yaptım diye geçirdi içinden, pek de güzel oldu, çok da güzel oldu!
Bir eli cebinde, diğer eli çantasının sapını gevşek bir şekilde tutar halde, sahile paralel caddede aheste aheste yürüyordu.
Bir bayan olarak arabaya kışın niçin antifiriz konduğunu merak ettiği yada iki haneli iki sayıyı hesap makinesine ihtiyaç duymadan aklından çarpabildiği için sayısal bir bölüme gitmek zorunda hissetmiyordu kendini. Tüm yıldırma çabalarına rağmen tercihini güzel sanatlar fakültesinden yana kullanmıştı. Ve evet, az önce çıktığı mülakat da gayet güzel geçmişti, olacaktı bu iş. Olmalıydı. 
Çoğunluğun söylediği "doğru" ön kabulü yeterli değildi onun açısından; aklı, vicdanı ve inançları "tamam" diyorsa, tamamdı. Bir an İlber Ortaylı capsleri geldi aklına "ne kadar cahilsin, keşke ölsen!" yazısının üstündeki buruşmuş yüz ifadesiyle ne komikti İlber Ortaylı. Gülümsedi kendi kendine, düşündükleriyle ne alakası vardı şimdi bunun? Zihin işte, eli işte gözü oynaşta misali...


Sağ tarafında kalan çocuk parkına baktı. Çocukla genç arasındaki geçiş formunu yaşayan 3 kişi, ellerinde cep telefonu cıs tak cıstak müzik dinliyorlar. Biri bir adım önde, ikisi geride. Yumruklar sıkılmış, kollar önde çapraz gelecek şekilde konumlandırılmış. O günlerin moda şarkısı çalınıyor kulaklara, Gangnam Style, PSY'den... Popüler kültürün vücut bulmuş, kanlı canlı haliydi karşısındaki...



Her sene geleneksel olarak kurulan sahaf festivali vardı o günlerdi. Hedefi oraya varmaktı. Saatin ilerlediğini fark edince adımlarını sıklaştırdı. Önünden geçtiği English Home mağazasının kapısındaki tabela dikkatini çekti: nevresim, çarşaf ve yastık kılıflarında % 25 indirim mağazamızda sizleri bekliyor! İndirimdeki çarşaf ve yastık kılıflarından alıp, kesip biçtiği ve çok farklı amaçlarla kullandığı pek çok kez vakiydi. Neler yapmadı ki o çiçekli böcekli pamuklu kumaşlardan; çanta astarı, aplike, çerçeve süsleme,... Şimdi acelesi vardı ama, kumaşlara takılamazdı, sahaflardaki mezata katılacak, görmüş geçirmiş kim bilir kimlerin hayatına ortaklık etmiş ikinci el ürünlerden kendine ve cebine uygun bir şeyler bulursa onları almaya çalışacaktı.



Adımlarını sıklaştırdı. Hedefe varmıştı. Orta sıralarda, kendine uygun bir yer bulup oturdu. Katılım çok fazla değildi sanki. Satışa çıkan ürünler bir bir sahneye geldi. Eller havaya kalktı, fiyatlar artırıldı, artırıldı ve en yüksek veren kimse güngörmüş geçirmiş, adı ikinci el olan ama aslında kaçıncı el olduğu tam bilinmeyen yeni sahibinin oldu. Bu mezattan onun payına düşenlerse Zeki Müren'in bir taş plağı, üzerinde geleneksel kıyafetleriyle japon kadınlarının olduğu ve yer yer rengi atmış bir yelpaze ve pipo içen Türk isimli eski bir kartpostaldı.



Ehliyet almayı bu yüzden istiyordu; şehir şehir gezip mezatlara katılmalıydı. Eskinin az, değerli ve kalıcı olanını, yeninin çok ve çabuk tüketilenine tercih ediyordu. Ah bir de arkadaşı olsaydı, şöyle beraberce katılsalardı bu etkinliklere. Hatta artırma esnasında tatlı tatlı çekişselerdi 3-5 lira için. Belki çıkışta sakızlı muhallebi de ısmarlardı biri diğerine, ne güzel olurdu!



Kim bilir, belki yeni okulunda, yeni arkadaşları içinde onunla benzer zevkleri olan biri çıkar çıkar karşısına...

minelse blogunun sahibi tarafından bu mim yönlendirildi bana. Mimin ne olduğunu anlamışsınızdır sanırım, siyah renkle yazdığım kelimelerin içinde geçtiği hayali bir metin yazmak...
minelse'ye teşekkür ederim;)
Bazı blog yazarları mim yanıtlamayı pek tercih etmiyor,
ama mimleyen kişiyi de kırmak istemiyor. O yüzden kimseyi zor durumda bırakmamak adına, isteyen blog yazarları yanıtlayabilir diyeyim ben de en iyisi;)

* Fotoğraflar internetten alıntıdır.

13 yorum:

evde yazar dedi ki...

Çok keyifli bir yazı olmuş, sevgiler :)

Gamze Esra Ersöz dedi ki...

E bu yazı aynı yaşanmış bir öykü gibi olmuş :) Emeğinize sağlık...

beyza aydin baser dedi ki...

evde yazar; ben de yazarken eğlendim;)

Gamze; öyle hissettirebildiysem ne mutlu oldum şimdi:)

hümeyra Mutlu dedi ki...

Mimin kelimeleri de pek zormuş.Biraraya getirip mantıklı birşey çıkarmak yetenek ister.Evet,o yetenek sende var Beyza'cım.''Çok cahilsin keşke ölsen''cümlesini ilk kez duydum ve duygularımı saklayamıycam hoşuma gitti.Ve çarşafları kesmek için %50 indirimi beklemek bence daha mantıklı :)

beyza aydin baser dedi ki...

Hümeyra Hanımcığım, yeni yazınızı görünce çok sevindirik oldum ekranda. Bir de yorum bırakmış ve güzel şeyler söylemişsiniz benim için, çoook daha mutlu oldum:) Teşekkür ederim;) Denizoğlanı öpüyorum:)

MİNEL SE dedi ki...

Çok beğendim Beyza yazını. Hem akıcı hem eğlenceli bir mim yazısı olmuş. Bravo diyorum. anahtar kelimeler zor gibi görünse de yazmaya başlayınca gerisi geliyor değil mi? Sayende gezip geldim ben de seninle mezatı. :) Sevgiler.

beyza aydin baser dedi ki...

MİNEL SE; başlangıçta bu kadar alakasız kelime bir araya nasıl gelir diye düşünmedim değil:))

Teşekkürler güzel sözleriniz için, sevindim beğendiğiniz için:)

Kahve Tadında dedi ki...

Çok beğendim hikayeni :) Bu mim başta zor görünüyor ama yazmaya başlayınca kendiliğinden dökülüyor herşey. Eline sağlık :)

beyza aydin baser dedi ki...

Kahve Tadında; çok teşekkür ederim. İnsan serbest atış yazınca ve yazdığı sevilince çok mutlu oluyor:)

kitap eylemcisi dedi ki...

süper keyifli olmuş :D

beyza aydin baser dedi ki...

kitap eylemcisi; sevindim şu an:)

Ayşe Şahin dedi ki...

Bence devam etmelisin çok iyi olmuş.. Bu arada gerçekten sahaf festivali var taksim'de TRT'nin önünde ilgili çekerse... Sevgiler

beyza aydin baser dedi ki...

Ayşe Hanım; teşekkürler;)
Sahaf festivaline umarım yolum düşer. Kısmet;)