4 Ocak 2015 Pazar

GENÇLİĞE KİTABE

İsmine bakınca yalnızca gençlere yönelik ve nasihatler içeren bir kitap geliyor insanın aklına, değil mi?

Halbuki öyle değil. Gençlere yönelik bölümler var elbet fakat gündelik hayata dair her yaştan insanın kendini sorgulamasını sağlayan pek çok satır da aralarında.

Yazar Mehmet Dinç Marmara Üniversitesi'nde Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümü'nü bitirip, klinik psikoloji bölümünde uzmanlığını yapmış. Tespitleri ve olayları kategorize etme becerisi de bunun kanıtı bir nevi.

2-3 sayfalık, kısa 34 başlıktan oluşuyor kitap. Bölüm isimleri de hoş. Misal; 

Derdim Çoktur Hangisine Yanayım? (türküyü mırıldanmaya başlıyor insan bir yandan;)
Herkes (Ne) Yapıyor?
Sadece Uyumak İstemiştim
"Alemin Keyfi Yerinde" İse Kaçıralım
Yaşlansak da Ölsek
Yağmur Duasına Şemsiye İle Gitmek

gibi...

Kitabı güzel kılan unsurlardan biri de, bazı bölümlerin sonunda etkinlik barındırması. Kendinizi yorumlamanızı isteyen etkinlikler bunlar.Beni Mutlu Eden Çocukluk Anılarım (İyi ki Yapmışım Dediklerim Listesi) mesela. Yada Bence de Aşk Örgütlenmektir Ağabey Etkinliği gibi. 

Kitap, bölümlerden oluştuğu ve boşluk doldurma şeklinde kısa etkinikler barındırdığı için oldukça hızlı ilerliyor. Bu aralar en çok ihtiyaç duyduğum ve okuduğumda bir şeyler kazandığımı hissettiğim kitap türü de bu tarz aslında. 

Herkes ilgilendiği için normalmiş ve olması gereken tam da buymuş gibi bir duruma gelen sosyal medya çılgınlığı, hayatı anlamlandırma konusunda sıkıntı yaşama, evliliğin gerekliliğini sorgulama gibi hepimizin aklını kurcalayan meseleleri klinik psikolog bir yazarın gözünden okumak güzel. Küçük bir eleştirim olacak, o da yazar tarafından evliliğin ertelenmesine yönelik eleştirel ve -bana göre- keskin bakış açısı. Bir de bazı cümlelerde daha fazla virgül ve noktalı virgül kullanılsa, tamlama ve tamamlamalar daha yerine oturacak sanki. Ben yazarken çok noktalama işareti kullanıyorum, belki bu sebeple bunu hissetmiş olabilirim...


Okuduğum kitaplarla ilgili yazılarımda bir klasik haline gelen alıntılar kısmına geldi sıra.

Şöyle buyurun...

Herkes yapıyor demek; normal olan, bu yaştakilerin yapması gereken bu demektir ki ben normal miyim sorusunun ağırlığı altında gezilen genç için can simidi gibi yetişiverir.

Yaklaşıp uzaklaşmaya gelmez gönül. Ekmekten muazzezdir. Ekmekle oynayan çarpılırsa, gönülle oynayan bölünür.


Sokaktan geçen herhangi birine, günlük hayatın basit problemlerinden; uluslararası sorunlara kadar oldukça geniş yelpazede onlarca soru sorun; verecek onlarca cevapları olduğunu görürsünüz. Peki ya hareket? O maalesef yok işte.

...Ruhumuzun iyiliği için bedenimizi korumalı, bedenimizi korumak için zihnimizi kontrol etmeliyiz.


Bir insan ancak bir anlam katamadığı zaman bu kadar vazgeçiyor yaşamaktan.

... Dış sebepler ortadan kalkarsa içsel sebeplerin mevcut durumu değiştirmedeki anahtar rolü ortaya çıkar ki bu da sebebin o, bu, şu değil kişinin bizzat kendisi olduğu gerçeğini gün gibi açığa çıkartır. Suçlayacak kendinden başka kimsenin kalmaması her şey için birilerini ve bir şeyleri suçlayan birinin elindeki bütün malzemeyi almak ve onu başkalarını suçlamanın verdiği rehavetten ve görece rahatlıktan çekip çıkartmaktır ki yıllarca buna alışkın biri için oldukça zorlu bir değişim/dönüşüm sürecini beraberinde getirir.

 Kendimizi kendimiz dahil kimseyle kıyaslamadan, yaşadıklarımızı derinlemesine hissederek yaşamamız lazım.

17-18'li yaş grubundan başlayarak, ilerleyen dönemlerdeki her yaştan okuyucunun kendinden illa ki bir şeyler bulabileceği bir kitap.

16 yorum:

Pembe Kreasyon dedi ki...

Birseyler verebilen kitaplar guzeldir :) Ne kadar guzel anlatmissin kitabi okumus kadar oldum :)

Muptezel dedi ki...

Bilemedim, kısa ve sürükleyici kitaplar her zaman ilgi çekici gelir de sen böyle anlatınca merak uyandırdı :)

beyza aydin baser dedi ki...

Pembe Kreasyon; o kadar sayfayı okuduğuma, vakit ayırdığıma değmeli;) Bütününü okusan çok da memnun kalırsın diye düşünüyorum;)

Muptezel; "okunacaklar" listesine eklenebilir belki, ne dersin? ;)

Muptezel dedi ki...

Şaka yapıyorsun değil mi ??
Ekledim bile :)
Çarşıya gidim bi hemen satın alacağım :)))
Sana da teşekkürü borç bilirim bak resmi oldum bi an :)
Bi öpücük atim, çok resmi olmadığımı anla sen :)))

Yeniler Kendini Hayat dedi ki...

Bu isimleri gördükçe mutlu oluyorum Sevgili Beyza, neden mi çünkü Mehmet Dinç'de benim hocamdı :) Üniversite'de Sosyal Psikoloji dersimize girmişti ve bize baş belası bir sosyal psikoloji deneyi vermişti, hala da unutmam o kadar büyük bir travmadır bende :)) Ama kitabı merak ettim, çünkü bilgisini gayet güzel pazarlayan bir hocamızdı, eminim güzel şeyler yazmıştır :)

Gamze Esra Ersöz dedi ki...

Bu kitap öneriniz ilgimi çekti içinde alıştırma/etkinlik bölümlerinin olması da hoş olmuş.Paylaşım için teşekkürler...

Dilek Eren dedi ki...

Çok eğlenceli bir kitaba benziyor :)

beyza aydin baser dedi ki...

Muptezel; listeye eklemene sevindim;) Ve sen çok samimi yazıyorsun, bundan şüphem yok;)

Sevgili Özlem; aaa güzel bir rastlantı bu:)Deneyi de çok merak ettim ama konu olarak:)

Gamze; ben teşekkür ederim;) Hızlı ilerliyor kitap;)

Dilek Eren; düşünmeye de vesile oluyor bu etkinlikler;)

deeptone dedi ki...

eğlenceli gibi. lazım olur bi bakıyim :)

nilgün aydın dedi ki...

Takipteyim. Bana da beklerim. http://ciziyorumdikiyorum.blogspot.com.tr/
facebookta: https://www.facebook.com/pages/Tasarımda-Nilgün-Özen-Aydın/802433419804021

beyza aydin baser dedi ki...

deeptone; aynen deep;)

nilgün aydın; hoş geldiniz.

Cihanin Bahcesi dedi ki...

merhabalar...
muthis bir lezzettir kitap okumak!
ama uzun zamandir ..nedenini bilemiyorum
kitap okuyamiyorum..
cok hos paylasimlar var blogunda sevgili beyza.
sevgileirmi birakiyorum:)

beyza aydin baser dedi ki...

Cihan Abla, hoş geldiniz;)

Bazen okuyamıyor insan, enerjisi ve zihni farklı yerlere kayıyor. Sağlık olsun. İçinizde bir yerlerde okuma sevgisi olduğuna göre, uygun zamanda o kendini hatırlatacaktır yine;)

Yeniler Kendini Hayat dedi ki...

Sosyal algıyı ölçen bir deneydi, insanların sosyal algısını değiştirmeye yönelik bir kurgu hazırlayacaktık. Biz de şöyle bir kurguyla sunduk ödevimizi: Pazar tezgahlarından önünde neredeyse alıcısı olmayan (kıyafetle ilgili olanlardan) birinin önünde altı kişi toplanıp, oradakileri birbirimize gösterip mübalağalı bir şekilde satılanların ne kadar güzel, ne kadar ucuz olduğunu biraz sesli bir şekilde konuşmaya başladık ve bir süre sonra tezgahın başı gittikçe kalabalıklaştı :) Tabii 6 yıl önceydi bu yapılan ödev ama ana hatlarıyla böyleydi sevgili Beyza :)

Juliette Koc dedi ki...

İlginç bir kitaba benziyor anlatımın ise harika.. okumak istiyorum.. sevgiler..

beyza aydin baser dedi ki...

Özlem; ilginç bir konuymuş:)

Juliette Koc; teşekkür ederim;)