9 Eylül 2014 Salı

ŞİMDİ... NASIL ANLATSAM?

Bazı blog yazarları "yıl olmuş 2014, hala mim mi olurmuş?" diye düşünse de, cevaplamakta bir beis görmediğim mimler bana paslandığında bir kaç satır olsa da yazmayı seviyorum.

Yeniler Kendini Hayat felsefesini benimseyen Özlem Hanım da 20 maddede kendimi tanıtmamı isteyen mimi bana paslamış.
20 madde... Söylemesi kolay: 20.   :)
Bir de... İnsan kendini nasıl anlatır ki?
:)




1- İlkokul 2. sınıfa kadar annemden ayrılmamak için muhtelif zaman aralıklarında ağlayıp arıza çıkaran bir çocuktum. Ama durum ortaokul ve lisede tam tersine döndü, bu sefer yaz tatili ve şubat tatili geldiğinde okuldan ve arkadaşlarımdan (en samimi arkadaşlarım demeliyim tabi) ayrılacağım için büyük üzüntü duyan bir ergene evrildim.

Çocukken haber spikeri olmak isterdim. Bunda babamın oldukça sıkı bir haber, tartışma programı ve açık oturum izleyicisi olmasının büyük katkısı olduğu kaçınılmaz bir gerçek. Doktor olmayı istediğim zamanlar da oldu tabi her çocuk gibi, hatta lisedeyken de çok istedim, itiraf ediyorum;)


3- Boğa burcuyum. Karakteristik özelliklerinin pek çoğunu gösterdiğimi düşünüyorum. Yükselen burcun karakter oluşmasındaki önemini öğrendiğim gün, doğum saatimi tam olarak öğrenmek için anneme sorduğumda "o acıyla tam saat ve dakika hatırlamamı beklemiyorsun herhalde Beyza?!" mealinde bir şeyler işittiğimi hatırlıyorum:) Ama mesai saati başlamadan doğmuşum, o konuda güvenilir kaynaklardan istihbaratım var;)

Dışarıdan çok soğuk, mesafeli ve kendini beğenmiş (evet, bu ifadelerin hepsi yüzüme doğrudan söylenmiştir) bir görünüme sahip (mişim). Ama karşımdakiyle iletişime geçtiğimde hiç de öyle olmadığım anlaşılıyor (muş). Öyle diyorlar;) Bu cümlelerin bendeki karşılığı şudur: seviyeli samimiyeti seviyorum;)

5- Haber spikeri olamayacağımı artık kesin olarak anladığım yaşlarda bu kez radyocu olma hevesi hasıl oldu bende. Fakat ikamet ettiğimiz şehir küçük olduğundan radyo sayısı da azdı. Bu radyolar ya ortamı çok laubali yerler yada çeşitli gruplara mensup insanların çoğunlukta oldukları yerlerdi. Bir kez cesaret edip, o aralar sıkça dinlediğim ve güvenilir biri olduğuna kanaat getirdiğim bir radyocuya mesaj gönderdim bu konuyla ilgili görüşmek istediğime dair. O da kabul etti. Gittim, görüştüm. Bana güzelce ve samimi bir şekilde anlattı. Çıkarımım; benim kriterlerimde bir bayanın çalışmak istediği radyolarda, bayanların radyocu olarak görev almasının çok zor olduğuydu. Sanırım anlaşıldı;)


Bir şeyi herkes yapıyor diye yapmam. Yapmak zorunda olduğum için yapmayı da sevmem. Yapacak olursam da arıza çıkarma ihtimalim yüksektir:) (sanırım bu yüzden ukala sanıyorlar beni:-/   )



7-  Kafamın almadığı bir kalabalıkla olmaktansa yalnız kalmayı tercih ederim. Ve pek çok kez bunu deneyimledim de...

Her yaştan insanla konuşacak bir şey bulurum. Ama sanırım yaşı benden büyük olanlarla daha iyi iletişim kuruyorum.


9- Aldığım oksijeni karbondioksit olarak geri vereceğimden neredeyse içimde tutacak kadar çevreye ve canlılara zarar vermekten çekiniyorum. Gerçi bitkiler de fotosentez yapacak, karbondioksite ihtiyacı olanlar var;)

Evde film izlemeyi severim. Ama biri filmi ekrana yansıtıp, battaniyemi ve yastığımı bana verip, mis gibi kahvemi hazırlayıp, ışığın beni rahatsız etmeyeceği konumu oluşturduğu zaman! (tabi bu kadar kahrı çeken kişi sayısı bir elin parmağını geçmiyor:))




11- Blog yazmaya bu kadar geç başladığım için çok pişmanım:( Hayatta bana en dürüst olan şey blogum. İlgilenirsem o var, ilgilenmezsem o yok çünkü:)

Fotoğraf albümlerime baktığımda genellikle ağlarım. Eskilerime bağlıyım. Bu aralar taşınırken fotoğraf albümlerimi kaldırdığım ve bulamadığım için ağlamaklıyım:( Yaklaşık 3 senedir yani:)

13- Fotoğraf çekme merakımı bu kadar geç keşfettiğim için hayıflansam da, fotoğraf çekme vesilesi ile inancımın arttığını hissediyorum. Gözlerimle bakıp bu zamana kadar görmediklerimi, cam bir ekranla görmek beni hayli şaşırttı açıkçası.

Memur bir ailenin çocuğuyum. Salla başı al maaşı cinsinden olanlardan değil ama. Hakkını veren cinslerinden. Benim hakkım devlete geçsin ziyan yok, devletin hakkı bende kalmasın diyenlerden. Sarfedilen bir kuruşun dahi hesabının sorulacağını hep aklının bir köşesinde tutanlardan. Umarım ben de yolumdan şaşmadan tamamlayabilirim ömrümü...

15- Sürekli şikayet edip hiç bir şey yapmayanlara usulünce tepki vermeye çalışırım genellikle. Karınca hikayesi vardır ya, Kabe'ye gidemesem de o yolda ölürüm misali... O hesap işte.

El emeği şeylere düşkünlüğüm vardır. Bir oya, dokuma, boyama, kesme,
 biçme, yazma, çizme... Cinsi neyse artık.


17- Kahveyi çaydan daha çok seviyorum sanki;) 





Yazmaya hevesli olduğumu ortaokul ve lise yıllarındayken sınavlarda kompozisyon yazılacağında kendi kompozisyonumu bitirip, daha yazmaya hiç başlamamış arkadaşlarıma fikir, giriş cümlesi, gelişme ve "e sonuna geldik artık sonucu bağlayayım bari" dediğim günlerde keşfetmeye başladım:)

19- Beylik bir laf ama acı bir gerçeği tatlı bir yalana tercih ederim. Boş yere kendini kandırmanın manası yok, hayat o kadar uzun değil;)

Yemek pişirmek temizlik yapmaktan daha zevkli. Evet! :) 


...........................


Sabredip okuyan var mıdır bilemiyorum tabi;)
Aşağı yukarı böyle tipi tip biriyim işte;)

* Çizimlerin internetten alıntı olduğu gayet aşikar sanıyorum ki:)

7 yorum:

Kahve Tadında dedi ki...

Hepsini okudum ve ne güzelmiş dedim her bir maddede :)
Kendinle ilgili bu kadar madde çıkarabilmene de şaşırdırm :)
Duygusal, titiz ve planlı biri canlandı gözümde. Doğru mudur? :)

Yeniler Kendini Hayat dedi ki...

Öncelikle teşekkür ederim kırmayıp cevapladığınız için :) Sonuna kadar keyifle okudum ve sizi daha yakından tanıdığım için de ayrıca mutlu oldum :)

beyza aydin baser dedi ki...

Kahve Tadında; öyle vallahi:)) Düşünceleriniz için de teşekkür ederim;)

Yeniler Kendini Hayat; ben de teşekkür ederim ;)

resim defterimm dedi ki...

Mim okumak çok eğlenceliymiş :)

beyza aydin baser dedi ki...

resim defterimm; beğenmene sevindim;)

Bademle Buduk dedi ki...

güzel ve keyifli olmuş

beyza aydin baser dedi ki...

Bademle Buduk; sağolun;)